bebeğim büyüyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebeğim büyüyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2017

EŞLEŞTİRME OYUNU &Anne yapımı&

Kaynağını tam hatırlamıyorum ama görünce çok hoşuma gitmişti. Hem hazırlaması kolay hem de oğlumun çok seveceği bir oyun olarak aklımda kalmıştı. 
Uygun bir zaman bulup hemen kolları sıvadım. Genelde bu tarz oyunları birlikte hazırlamak da çok keyifli oluyor. Tabi hazırlama süresi üç katına çıkıyor, bastırılamayan bir enerjiyle baş etmek durumunda kalıyorsunuz. 
Merak neticesinde ortaya çıkan müdahaleler hiç bitmiyor. En baştan hazırlamak zorunda kalabiliyorsunuz. Yani çok keyifli oluyor :) 
Bu sefer ben işin bu keyif tarafını atlayarak ona sürpriz olsun istedim ve uyurken hazırladım. 
Uzun rulo kağıdım olmadığı için A4 kağıtları bantlayarak zemini hazırladım. Eşleştirmede biraz kolay olsun diye şekilleri farklı renklerde yaptım, rakamlara dikkat çekmek istedim. 
Ama şekillerin hepsini siyah yapmamın daha mantıklı olacağı kanısına vardım. Bence dikkat konusunda kapasitesinin altında kaldı. Rakamlar onun için daha fazla merak uyandırdı. Aynı renk oldukları için şekillerini inceledi ve düşünerek yaptı. Diğerlerinin üstündeki şekillere odaklanmadı bile. Aynı renkleri görünce hemen yerleştirdi. 
Sonuç olarak eğlendi mi eğlendi. Yere serilmiş büyükçe kağıt çok hoşuna gitti. 
İlk önce kağıdın üstünde şekilleri inceledik ve hepsini saydık birlikte. Bardakları gösterince mutluluk iki katına çıktı. Daha sonra onları inceledik. Ben oyunu anlatamadan aynısı diyerek koymaya başladı. Bu tarz eşleştirmeleri yaptığımız için. 
Bardağın ters konması gerektiğini söyledim şekiller görünsün diye ama kabul etmedi. Şimdiye kadar gördüğü bardak duruş şeklinin dışına çıkmadı. Ben kabul ettim :)
İki tur eşleştirdikten sonra bardakları alıp mutfağa gitti ve su koymak istedi. Elbette her oyunda olduğu gibi sonu farklı yerlere gitti:) 
Oyun da birkaç gün sonra çıkarılmak üzere göz önünden kaldırıldı.
*Tavsiye ederim, bence gerçekten eğlenceli, verimli ve pratik hazırlanan bir oyun.

Sevgiyle...



6 Ağustos 2017

MERAKLI MİNİK DERGİSİ

Oğlum şu an iki yaşında ve biz neredeyse ilk birkaç aydan sonra kitapları ona yakın tutmaya çalıştık. O da algılamaya başladıktan sonra sürekli meraklı gözlerle sayfaları incelemeye çalıştı. Daha sonra minik parmaklar girdi devreye...sayfa çevirmeye bayıldı...Oturup kendi kendine bile vakit geçirebiliyordu kitaplarla...Eminim kitaplardaki her ayrıntıyı bizden iyi biliyordu...
Sonraları seçmeye başladı...belli ki bazı kitaplar daha fazla ilgisini çekiyordu...Ve biz mümkün olduğunca farklı kitaplarla tanışsın istiyorduk. Farklı resimlere baksın, farklı hikayeler dinlesin, resimlere bakarak biz ona farklı hikayeler uyduralım:) Kitapları alırken üzerinde yazan yaş aralığını pek önemsemedik açıkçası..bizim tercihimiz bu yönde oldu. belki de oğlumuzun yönlendirmesiyle bu duruma takılmadık. Çünkü üzerinde 0-1 yaş aralığı olan dokun-hisset kitabına ancak bir yaşından sonra dokunmak istedi. Hal böyle olunca biz de yazılana göre değil oğlumuza göre seçim yaptık.
Kitapçıda kitap arayışında olduğumuz bir gün gözüm dergi standına takıldı. Rengarenk çocuk dergileri.. Birkaç tanesine göz ucuyla baktıktan sonra incelemek bile istemedim...Çocukların bütün dünyasını çepeçevre sarması için abartılmış çizgi film kahramanları ve dergileri...
O sırada Meraklı Minik Dergisini fark ettim kısa bir süre inceledikten sonra alıp çıktım... Oğlum bir buçuk yaşındaydı ve dergi üç yaş üzeri içindi:) Olsundu :)
Eve gelip ayrıntılı inceledim ve fazlaca beğendim..Tam benim istediğimdi...Her ay belli bir konu...O konuyla ilgili açıklamalar...Güzel çizimler...gerçekçi resimler... konuyla ilgili hazırlanmış oyunlar...Dergiye ek olarak verilen eşleme kartları...posterler...vs.
İnternette de araştırdım ve abone olabileceğimi öğrendim...
Yıllık 60 TL gibi makul bir fiyata abone oldum.
Daha bir yılımız dolmadı...Bu zamana kadar gönderimle ilgili hiçbir sorun da yaşamadım. Hala her ayın başında, özellikle ben, konu ne olacak, neler yapacağız diye merakla bekliyorum.

Gelelim dergimize...

*Dergi TÜBİTAK yayınlarına ait...
*Sayfa sayısı 33
*Ağustos 2017, derginin 128. sayısı
*Satış fiyatı 4 TL
*Her ay dergiyle birlikte belirlenen konuya ilişkin eşleme kartları, renkli çıkartmalar, yine konuyla ilgili hazırlanmış bir oyun ve posterler veriliyor.
*Sayfa düzeni ve ele alınan konunun dergi içindeki sayfalara dağılımı bence çok başarılı. Konuya başlangıç yapılan ufak bir yazıdan sonra ilerleyen sayfalarda ayrıntılar yer alıyor. Aralara serpiştirilmiş bilmece, bulmaca tarzı oyunlar eğlenceli hale getiriyor.
* "Çok merak ediyorum" kısmında bir önceki ayda belirledikleri konuya istinaden soru gönderen çocukların soruları cevaplanıyor.
* "Haydi mutfağa" kısmında yine belirlenmiş konuyla ilgili çocukların sevebileceği tatta ve görsellikte yetişkinlerle birlikte yapılabilecek bir tarif yer alıyor.
* "Küçük eller işbaşında" kısmında çocukların kendi tasarladıkları ve hazırladıkları projeyle birlikte fotoğrafları bulunuyor.
* Derginin son kısmı "Kitap..Oyun..Öneri.." Farklı kitap tanıtımları ve oyun önerileri yer alıyor..

Her ay bu dergi bana ulaştığı için çok mutluyum. Şu ana kadar biz etkinliklerin ve oyunların sadece oğluma uygun olan kısımlarını yaptık. Henüz hazır olmadığı oyunları saklıyorum. Posterler oldukça hoşuna gidiyor hayvan posterlerini odasına yapıştırıyoruz. Duvarında, kendi boy hizasında gerçek bir penguen resmi görmek onu gerçekten mutlu ediyor.
Artık evimize her ay en az bir tane farklı görsellere sahip bir kitap girmiş oluyor. Amacım da zaten buydu. Mesela öyle çok kuş çeşidi fotoğraflarını inceledi ki,fazla detayı önemli değil ama güvercin,karga ayrımını yapması bile beni sevindiriyor. Onunla sürekli benzer kelimelerle iletişim kurmak yerine dergiyi incelerken farklı kelimeleri telaffuz etmek çok hoşuma gidiyor. Mesela derginin bir sayısından öğrenmiştik, artık helikopterlerimize 'heliport' yapıyoruz... :)
Ağustos sayısının konusu deniz, kumsaldı...Mesela dün oğluma ben denizlerdeki yumuşakçalardan bahsettim:) O gayet normal bir şekilde fotoğraflara bakarken ben hayretler içinde inceliyordum...Kabuklu deniz canlılarına bakamadım bile:) Derginin yanında hazırlanmak üzere verilmiş bir güneş siperliği vardı, üzerindeki resimlerden dolayı biz onu denizlerin kralı tacı yaptık...Bizim kral kafasına yamuk yumuk taktığı tacıyla dakikalarca eğlendi...
Önceki sayılardan aklımda kalanlardan 'pazara gidelim' vardı mesela sebze,meyveleri oradan öğrendi..
Kaya kartalından bahsettim...Çöl tilkisinin ne olduğunu birlikte öğrendik mesela...
'haydi dans edelim' sayısına bayılmıştık...Halk dansları kostüm kartları vardı birlikte birleştirdik...Farklı müzik türlerini açıp dinledik...Dans küpleri verilmişti dergiyle birlikte..Küpleri atıp üst yüzeye denk gelen hareketleri yaparak dans ettik...
Daha bir sürü şey...
Kesinlikle tavsiyemdir bu dergiyi edinin...
Umarım biz de Bilim Çocuk,Bilim Teknik aboneliklerine doğru sağlıkla yol alırız...

Sevgiyle...





3 Nisan 2016

BEBEK BİSKÜVİSİ YAPIMI

Her aşaması ayrı bir heyecan, ayrı bir macera, ayrı bir arayış olan 'anne-bebek' maceramızın yeme -içme kısmındayız. Havuç,patates püresiyle başlayan çeşitli meyve püreleriyle yoğurtla devam eden menümüzü de biraz genişletmek durumundayız...
Her şeyin en organiğini bulmalıyım, en katkısızını yedirmeliyim gibi 'en en en...' bir anne değilim bu konuda nirvanaya ulaşmak için kendimi yoğun stres altına sokmaya ve bunu da bebeğime yansıtmaya pek niyetim yok. Ancak ben de elimden geldiğince dikkat etmeye çalışıyorum. Bazı ürünlerle ne kadar geç tanışırsa o kadar iyi olduğunu düşünerek bazen kendimce çaba içine giriyorum. Bisküvi durumu da aynen böyle...Aslında 'cici bebe'ye bayılan birisi olarak bebeğime de vermeyi düşünüyordum. Bu tarz bisküvi yerine geçebilecek şeylerin evde de yapılabileceğini öğrenince denemeye karar verdim. 
Tarifi sizlerle de paylaşmak istedim. Çünkü anne olmak kendi ellerinle yaptığın yiyecekleri bebeğine yedirirken büyük zevk duymak; blog yazmak da deneyimlediğin konuları paylaşıma sunarak aynı zevki yaşamaktır :))

Tarife geçiyorum ;

Malzemeler:
-  1 çay bardağı tam buğday unu
-  1 çay bardağı pirinç unu
-  yarım çay bardağı irmik
-  2 yemek kaşığı tereyağı
-  2 yemek kaşığı yoğurt
-  2 yemek kaşığı pekmez

Malzemelerin hepsini karıştırma kabına alıyoruz.

Malzemeleri karıştırıp hamurumuzu elde ediyoruz.


İstediğimiz ebatta şekiller verip tepsiye diziyoruz. (ben bayağı taklitçilik yaptım :))

170* sıcaklıkta 30 dakika pişiriyoruz.


Ve bisküvilerimiz hazır :)
 İlk önce "hhııımmm güzel koktu" diyerek evde dolanıp duran babaya tattırıyoruz :)) Daha sonra "bayağı güzel olmuş,tereyağı ne güzel tat vermiş" diyen babanın gazına gelip mutlaka biz de yiyoruz:)) Ayak üstü yavrucağın bisküvilerinden 3-5 tanesini yok ediyoruz :)) 
İşte ne kadar kaldıysa onları da kavonaza koyarak buzdolabında muhafaza ediyoruz.

NOT: Paket halinde aldığımız cici bebe bisküvilerinden elbette ki çok farklı bir tadı var.
          Çok sert bir yapısı oluyor. (Bisküvi sonuçta)
          

           Ben ufak ufak parçalara ayırıp üzerine biraz sıcak su döküyorum,yumuşuyor;daha sonra da içine istediğim malzemeyi karıştırarak yediriyorum. Oğlum çok da seviyor :)

           Ya da eline veriyorum sert sert diş etlerini kaşıyor. Arada da biraz biraz yemiş oluyor tabi. Ama benim verdiğim şekil ele verilmesine çok uygun değil sanki. Hepsini ağzına sokabiliyor :) O da biraz panik yaratıyor :))


          İşte bu kadar... Belki denemek isteyen olur...

          Teşekkürler....




9 Şubat 2016

TAM DA BUGÜN...

Geçen sene bugünü defterime not düşmüşüm. Canım oğlumu (ki daha erkek olduğunu bilmiyoruz) görmek için kontrole gitmişiz. Ne güzel ne önemli ne heyecanlı bir günmüş. Tam sekiz haftalık olmuş. Bizim için tehlikeli bir hafta. Kalp atışını alabilecek miyiz acaba? Allahımm nasıl da atlattık o günleri heyecandan ölmeden. Nasıl durduk,nasıl oturduk kim bilir doktor için sıra beklerken. Aksi gibi o gün Yiğit Hoca da yokmuş en heyecanlı haftada...Hem kritik dönem hem Yiğit Hocamı göremicem. Nasıl olumsuz düşünmüştüm, kesin kalp atışı yok diyecekler...başka bir doktor bakacağı için şansımız kaçacak...Ama çok şükür ki benim endişelerim boşa çıkmış. Gitmişiz,kalp atışlarını duyup gelmişiz:) tabii mutluluktan uçmalar, bir bayram havası...tamam artık bu haftayı da atlattık ya sorunsuz risk azalıyor zaten...(her hafta için kurduğumuz cümleler) ordaymış, kalbi atıyomuş...duymak istediklerimiz zaten bunlar...

Canım bebeğim heyecanını hala en derinde hissediyorum...
Biz seni ay ay değil;hafta hafta hatta gün gün takip ettik...
Senin kalbin atsın diye, heyecandan kendi kalbimizi durdurma aşamasına geldik...

2015//9 Şubatmış 8 haftalıkmış...
Bugün yine aynı...
2016//9 Şubat 
Evimizde kokun var...
5 ay 10 günlük oldun...
Kalbinin sesini hala dinliyorum...
ahhh kalbini dinlerken nefesin,kokun,hareketlerin...hepsiyle gerçeksin!
İyi ki o kadar çok istemişiz seni...
Geçen sene günleri sayarken ve takip ederken bu sene tarih geçişlerine yetişemiyoruz nerdeyse.
zaman,saat ??? bilmem?? Poyrazın uyku öncesi,sonrası;yemek öncesi,sonrası;oyuna üç kala;banyoyu beş geçe...
Kucağımızdasın...varsın...sarabiliyoruz...bir senede neler oldu böyle??geçen sene bugün boyutun bile belli değildi nerdeyse!!

Geçen sene boyutu bile belli olmayan mercimek tanesiyken bugün 5 ay 10 günlük Poyraz ne yapar??? 
Sırt üstü yatmayı çok sever...uykusuzluğa dayanamaz...bazen kendi başını kendi sallayıp ninnisini mırıldanabilir...uykusu gelince boş boş bakar,gözlerini ovar,göz çevresi kızarır ve mızmızlanır...uzun süren uyku saatleri kısalmıştır...uyku arasında ses çıkarıp birimiz yanına gidince susar...yanında birilerinin olmasını sever...hala olduğu yerde dönmeyi,yuvarlanmayı bilmez...dönmesi için geriye konulan oyuncakları hiç umursamaz...biraz gamsızdır...işine gelmeyen umruna da gelmez:) yüz üstü yatmaktan çok hoşlanmaz,ilk dakikalar mutlu görünse de kısa süre sonra zorlandığını belli eden sesler çıkarıp,numaradan ağlamalar öksürmeler yapar...bulduğu her şeyi ağzına sokar...yanında yakınında ne varsa affetmez...hiçbir şey yoksa kendi elleri en tatlıdır... bol bol salyaları akar,salyalarını sildirmekten de hoşlanmaz...alt dudağını ısırmaya da bayılır...en sevdiği oyuncakları Tonti,Yusuf Yusuf (yusufçuk mu kelebek mi bilemedik) ,Minik Aslan,İbiş ve sert plastikten çıngıraklı bir top...oyuncakları sevme şekli ağzına almak...mutlu olmaktan çok sinir olur...çünkü hepsini ağzına alamadığı için hırslanır...İbişi konuşturmamıza bayılır,zaten ilk sesli gülmesini de o zaman duymuştuk...odasında durmak çok hoşuna gider...mutfakta vakit geçirmek de sıkıcı gelmez...çoook meraklı...her yeri incelemeye çalışır... kitaplar da oldukça ilgisini çeker...ek gıda zamanının geldiğini belli eden işaretler verir...yemeklerimize iştahla bakar...banyo yapmaya da bayılır...

Daha geçen sene varlığından bile endişelenilen Poyraz 5 ay 10 günlük olmuştur.Ve geçen her saat annesinin en büyük şükür sebebidir.Her haline hayran kaldığı mucizesidir. İçten edilen duanın dünyaya gelmiş halidir.

5 ay 10 günlük Poyraz artık yaşamın kendisidir.Baktıkça doyulmayan,bakmalara kıyılmayandır...