çocuk gelişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk gelişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2018

Hadi Büyüyelim!



Bazı kelimeler var ki sözlük anlamı ezberlenerek gerçek anlamı öğrenilmez. Yaşanması gerekir. Önce yaşanır sonra o süreç adlandırılır. Kelimenin anlamını bilmek anlaşıldığını göstermez. Sabır böyledir mesela, umut böyle, merak, mucize, şaşkınlık, mutluluk böyledir...
Bunlar nasıl öğrenilir peki? Yaşanmışlıkla hayata nasıl katılır? Çoktandır pipetlere makarna dizdirmeyi bıraktığım oğlumla birlikte biz bu yaşanmışlığın içinden geçtik...Benim belleğimde çoktandır anlamını bulmuş kelimelerin tazecik bir beyinde yer etmeye çalışmasını gördüm..Çok şükür..
Hem de hepsini tek bir olay üzerinden kattık kendimize.
Ne mi yaptık? 
Tohum ektik....
Taaa en başından...
Limon çekirdeklerinin kabuklarını soyup tohumları çıkardık...
Nemli pamuk arasında uyuttuk...'mutlaka uyanın' dedik...
Bir hafta sonra uyandılar...
Filizleri küçük bir kapta toprakla buluşturduk...





















Kendilerini biraz daha toparlayınca saksılarına yerleştirdik...
Yeni evleri oldu...
İki tane..Birisi anne, birisi yavru...
Şimdi büyütmeye çalışıyoruz...
Oyuncak tanker ya da itfaiyeyle suluyoruz tabiki...
İşte böyle bir olaya tanık oldu Poyraz...
Yaşadık, yaşadıklarımızı adlandırdık...
'Hadiii çıksana büyüsene!!' Söylemleri, kızgınlıkları gün gün azaldı...
'Daha zamanı gelmemiş' dedi...
Şükür dedim...
Sonra da keşke...
Keşke benim derinlerimde de bu bilinç işlenmiş olarak büyüseydim...
Filizleri gördü...
Çok güldü, gözleri parladı...Şaşırmak,mucizeyi görmek, mutlu olmak buydu...
Yeni evlerine yerleştirme sırasında tabiki kolları sıvadı.
İşin içinde toprak vardı:)
Önce kendisi biraz toprakla oynayıp saksıya koyarsa daha güçlü olurlarmış...
Öyle dedi..İnandım..
Saksılarına yerleştirdik...
Seyrettik...Mutluluk yine buydu...
'Can suyu' dedi...
Bunu önceden teorik olarak biliyordu. Şimdi pratikte küçücük eller küçücük bir fideye can suyu veriyordu...
Ne olurlar, nasıl olurlar bilmiyorum...Umarım uzun ömürlü olurlar...
Ara sıra ;onlar daha çok büyüdüklerinde nereye dikeceğimizi konuşuyor, bulmaya çalışıyoruz...
Bir de inanç var işte...Büyüyeceklerine inanıyoruz...
Küçük beyin saksısı kendi odasında duruyor...
'Ona iyi bak' dedim...
'tamam bakıyorum' dedi...
Geçti karşısına uzuuunca baktı.....
'İşte böyle bak' dedim :)

Bu bir etkinlik değildi...Belki çok basit bir şeydi ama bize kattıkları çok fazlaydı...Anlattıklarım sadece bazı kısımlarıydı, çok şey konuştuk;çok şey paylaştık bu süreç içinde...Birlikte yaşadık...Çok güzeldi...Eminim benim mutluluğum oğlumun mutluluğundan çok daha fazladır...

Sen beni ne güzel büyütüyorsun oğlum...

Sevgiyle...

2 Kasım 2017

Bir Kaka,Bir Ders!


Oğlum galiba bir aylıktı.Kalça çıkıklığı kontrolü için ultrason çektirmeye özel bir hastaneye gittik.Evden dışarı yanımızda bir bebekle çıkmış olmanın mutluluğu, heyecanı, korkusu; yapılacak olan kontrolün tedirginliği eşimi ve beni sarıp sarmalamıştı. Biz bu kadar duygu karmaşasını yaşarken, galiba hala doğduğunun farkına bile varamayan oğlum her zamanki gibi uyuyordu.
 Sıra bize geldi, hemşire hanım bizi odaya çağırdı ve heyecanlı ebeveynle uyuyan bebek üçlüsü olarak içeri girdik. Nedense doktorların ruh hali beni çok etkiler. Hemen doktor beyi analiz etmeye çalıştım. Biraz yorgun görünmesini randevu saatimizin geç olmasına bağlayarak, genel anlamda güzel bakan mutlu birisi kanısına vardım. Pozitif bakan ve mutlu görünen doktorlardan mutlaka iyi haber alırız,düşüncesini bir türlü içimden atamadım...
Doktor bey bize kısa bir bilgilendirme yaptıktan sonra bebeği iç kısımda bulunan odaya götürmemizi söyledi. Hala uyuyan bebeğimi pusetinden alıp doktorun tarif ettiği şekilde sedyeye yatırdım.Tamam kötü bir şey değildi ama neden kalbime kadar titriyordum bilemedim. Karanlık bir oda, ultrason cihazı, monitör, kocaman bir sedye,sedyenin üstünde uykusundan uyandırıldığı için vıyaklayan bir bebek, tedirgin baba, bekleyen doktor, heyecanlanan,korkan,endişelenen,anlamsız sözlerle bebeğini susturmaya teselli etmeye çalışan taze bir anne...
Ağladığı için oğlumu doktorun istediği pozisyona getiremeyeceğimi düşündüm. Benim ürkek dokunuşlarımdan başaramayacağımı anlamış olacak ki doktor olaya el attı. Oğlumun bacağını kıvırmaya çalışırken' bir de bezini çıkarıcaz' dedi ve bezi açtı. O an ben de doğduğunun farkına varamayan bebeğin; doğurduğunun farkına varamayan annesi olarak gayri ihtiyari mahçup bir şekilde 'ayyy kaka yapmışız' dedim. Doktor bey gayet ciddi bir şekilde bana dönerek 'siz de mi yaptınız?' dedi. Mutlu bakan gözleri kaybolmuştu sanki :) Hık mık zık ...kem küm kem... neler dediğimi hatırlamıyorum. Bozuldum tabiki. 
Bu esnada da ultrason işi bitti. Bütün bir ayın ağlamalarını o güne biriktiren ve beni terler içinde bırakan oğlum da sustu. Toparlandık,o karanlık odadan çıktık. Masasına geçen doktorun karşısında muhteşem üçlü yerimizi aldık. Hiçbir sorun yok, ölçümler gayet normal dedi doktor. Rahatladık çok şükür de bir de bizim diğer mesele vardı. Onu da yarım bırakmadı tabii doktorumuz...
Sana tavsiyem onun doğduğunu kabullen dedi, siz artık ikiniz değilsiniz, o artık ayrı bir beden, ayrı bir insan dedi. Kişiliğinin gelişmesini istiyorsan onu kendinden ayrı tut; farklı bir birey olduğunu ona hissettir, dedi. Yani onunla ilgili konularda 'biz'li cümleler kurma dedi. Nasıl da iyi dedi...Alınma lütfen dedi...
Kakayla başlayan, benim bozulmamla yarım kalan mesele minnettarlığımla neticelendi. Teşekkürle ayrıldık odadan...
Oğluma isim bulma konusunda bile kısaltılmasın, eklemeler yapılmasın, sadece ismi neyse o şekilde kullanılsın düşünceleriyle çırpınan ben; farkında olmadan onun 'kendisi' olmasını geciktirecektim belli ki...
İki yıl geçti üstünden ve unutmadım sözleri,o sözlerin bende düşündürdüklerini. Unutmadım ve uyguladım, eşimle birlikte uyguladık. 
'hadi odamıza gidelim, hadi sütümüzü içelim, hadi üstümüzü giyelim, bugün biraz yaramazlık yaptık....' evet hepsi çok sevimli masum cümleler. Ama oda onun, sütü o içecek, yaramazlık yapan o, hatta kakayı yapan da o :)
Bu konuya gerçekten önem verdik. Kendi kişiliğini, kendi benliğini fark edebilmesi için davranışlarımıza, sözlerimize dikkat ettik...Belki böyle bir düşünceye yine sahip olacaktım ama o gün doktorun konuşmaları başlangıç oldu...
Evet ufak ufak sonuçlarını görebiliyoruz. Kendisini, duygularını, sahip olduklarını, davranışlarını fark etme ve kabul etme aşamasında. Bizim için durum biraz farklı tabi...bazen işin ucu bize çok fena yansıyor...Karşı çıktığı durumlarda mantıklı bir açıklamamız yoksa kabul etmek zorunda kalıyoruz... Kendisini bir birey olarak kabul etme ve kabul ettirme yolunda ilerliyor bence... Bu konuda dikkat ettiğimiz en belirgin konu ona sadece ve sık sık ismiyle hitap etmemiz oldu. Şu an farklı bir hitap şeklini asla kabul etmiyor. Bu durum bizim için de geçerli tabii... 
En son geldiğimiz nokta; ben onu severken "canımmm" dedim...
 Bana "ben senin canın diilim anne POYRAZIM!"  dedi.
Şimdi napcaz doktor bey?
:))
Olsun anne mutlu:)


Sevgiyle....

25 Ağustos 2017

İki harika çocuk kitabı

Kitapları aldığımızda oğlum galiba 5-6 aylıktı. O zamandan itibaren bu iki kitap oğlumun da bizim de vazgeçilmezimiz oldu. Bir kere bakıp inceledikten sonra tekrar okumamızı istemediği, eline bile almadığı kitaplar varken bu kitaplara olan ilgisi bizi elbette ki mutlu etti. 















Hala her gün olmasa bile arada bir aklına geliyor. 'ayıcıklar' diyerek kitapları alıp geliyor. Artık sayfaların her noktasını ezberlemiş durumda. 
Kitaplar görsel açıdan öyle güzel öyle doyurucu ki...
Sayfalarda sadece kısa kısa cümleler var...
Gerisi bizlerin hayal gücüne kalmış...
Çizimlere bakıp öyle çok şey anlatmaya başladı ki artık oğlum bize. Dili de çözülmeye başladığı için şimdiye kadar içinde biriktirdiği her şeyi döküyor sanırım:)




Kitaplar:
*Mikado Yayıncılığa ait.
*Yazan ve çizen ödüllü çizer Georgie Birkett
*Boyutu 27*27 (çocuklar için oldukça ideal)
*Sayfa sayısı 20









Kısa cümlelerin yanında detaylı illüstrasyonlara sahip bu kitapların sayesinde biz oldukça keyifli dakikalar geçiriyoruz.
'Ayıcıkların uyku vakti' mükemmel bir uyku öncesi kitabı.
Tavsiyemdir:)
















                                                       Sevgiyle...





13 Ağustos 2017

EŞLEŞTİRME OYUNU &Anne yapımı&

Kaynağını tam hatırlamıyorum ama görünce çok hoşuma gitmişti. Hem hazırlaması kolay hem de oğlumun çok seveceği bir oyun olarak aklımda kalmıştı. 
Uygun bir zaman bulup hemen kolları sıvadım. Genelde bu tarz oyunları birlikte hazırlamak da çok keyifli oluyor. Tabi hazırlama süresi üç katına çıkıyor, bastırılamayan bir enerjiyle baş etmek durumunda kalıyorsunuz. 
Merak neticesinde ortaya çıkan müdahaleler hiç bitmiyor. En baştan hazırlamak zorunda kalabiliyorsunuz. Yani çok keyifli oluyor :) 
Bu sefer ben işin bu keyif tarafını atlayarak ona sürpriz olsun istedim ve uyurken hazırladım. 
Uzun rulo kağıdım olmadığı için A4 kağıtları bantlayarak zemini hazırladım. Eşleştirmede biraz kolay olsun diye şekilleri farklı renklerde yaptım, rakamlara dikkat çekmek istedim. 
Ama şekillerin hepsini siyah yapmamın daha mantıklı olacağı kanısına vardım. Bence dikkat konusunda kapasitesinin altında kaldı. Rakamlar onun için daha fazla merak uyandırdı. Aynı renk oldukları için şekillerini inceledi ve düşünerek yaptı. Diğerlerinin üstündeki şekillere odaklanmadı bile. Aynı renkleri görünce hemen yerleştirdi. 
Sonuç olarak eğlendi mi eğlendi. Yere serilmiş büyükçe kağıt çok hoşuna gitti. 
İlk önce kağıdın üstünde şekilleri inceledik ve hepsini saydık birlikte. Bardakları gösterince mutluluk iki katına çıktı. Daha sonra onları inceledik. Ben oyunu anlatamadan aynısı diyerek koymaya başladı. Bu tarz eşleştirmeleri yaptığımız için. 
Bardağın ters konması gerektiğini söyledim şekiller görünsün diye ama kabul etmedi. Şimdiye kadar gördüğü bardak duruş şeklinin dışına çıkmadı. Ben kabul ettim :)
İki tur eşleştirdikten sonra bardakları alıp mutfağa gitti ve su koymak istedi. Elbette her oyunda olduğu gibi sonu farklı yerlere gitti:) 
Oyun da birkaç gün sonra çıkarılmak üzere göz önünden kaldırıldı.
*Tavsiye ederim, bence gerçekten eğlenceli, verimli ve pratik hazırlanan bir oyun.

Sevgiyle...



6 Ağustos 2017

MERAKLI MİNİK DERGİSİ

Oğlum şu an iki yaşında ve biz neredeyse ilk birkaç aydan sonra kitapları ona yakın tutmaya çalıştık. O da algılamaya başladıktan sonra sürekli meraklı gözlerle sayfaları incelemeye çalıştı. Daha sonra minik parmaklar girdi devreye...sayfa çevirmeye bayıldı...Oturup kendi kendine bile vakit geçirebiliyordu kitaplarla...Eminim kitaplardaki her ayrıntıyı bizden iyi biliyordu...
Sonraları seçmeye başladı...belli ki bazı kitaplar daha fazla ilgisini çekiyordu...Ve biz mümkün olduğunca farklı kitaplarla tanışsın istiyorduk. Farklı resimlere baksın, farklı hikayeler dinlesin, resimlere bakarak biz ona farklı hikayeler uyduralım:) Kitapları alırken üzerinde yazan yaş aralığını pek önemsemedik açıkçası..bizim tercihimiz bu yönde oldu. belki de oğlumuzun yönlendirmesiyle bu duruma takılmadık. Çünkü üzerinde 0-1 yaş aralığı olan dokun-hisset kitabına ancak bir yaşından sonra dokunmak istedi. Hal böyle olunca biz de yazılana göre değil oğlumuza göre seçim yaptık.
Kitapçıda kitap arayışında olduğumuz bir gün gözüm dergi standına takıldı. Rengarenk çocuk dergileri.. Birkaç tanesine göz ucuyla baktıktan sonra incelemek bile istemedim...Çocukların bütün dünyasını çepeçevre sarması için abartılmış çizgi film kahramanları ve dergileri...
O sırada Meraklı Minik Dergisini fark ettim kısa bir süre inceledikten sonra alıp çıktım... Oğlum bir buçuk yaşındaydı ve dergi üç yaş üzeri içindi:) Olsundu :)
Eve gelip ayrıntılı inceledim ve fazlaca beğendim..Tam benim istediğimdi...Her ay belli bir konu...O konuyla ilgili açıklamalar...Güzel çizimler...gerçekçi resimler... konuyla ilgili hazırlanmış oyunlar...Dergiye ek olarak verilen eşleme kartları...posterler...vs.
İnternette de araştırdım ve abone olabileceğimi öğrendim...
Yıllık 60 TL gibi makul bir fiyata abone oldum.
Daha bir yılımız dolmadı...Bu zamana kadar gönderimle ilgili hiçbir sorun da yaşamadım. Hala her ayın başında, özellikle ben, konu ne olacak, neler yapacağız diye merakla bekliyorum.

Gelelim dergimize...

*Dergi TÜBİTAK yayınlarına ait...
*Sayfa sayısı 33
*Ağustos 2017, derginin 128. sayısı
*Satış fiyatı 4 TL
*Her ay dergiyle birlikte belirlenen konuya ilişkin eşleme kartları, renkli çıkartmalar, yine konuyla ilgili hazırlanmış bir oyun ve posterler veriliyor.
*Sayfa düzeni ve ele alınan konunun dergi içindeki sayfalara dağılımı bence çok başarılı. Konuya başlangıç yapılan ufak bir yazıdan sonra ilerleyen sayfalarda ayrıntılar yer alıyor. Aralara serpiştirilmiş bilmece, bulmaca tarzı oyunlar eğlenceli hale getiriyor.
* "Çok merak ediyorum" kısmında bir önceki ayda belirledikleri konuya istinaden soru gönderen çocukların soruları cevaplanıyor.
* "Haydi mutfağa" kısmında yine belirlenmiş konuyla ilgili çocukların sevebileceği tatta ve görsellikte yetişkinlerle birlikte yapılabilecek bir tarif yer alıyor.
* "Küçük eller işbaşında" kısmında çocukların kendi tasarladıkları ve hazırladıkları projeyle birlikte fotoğrafları bulunuyor.
* Derginin son kısmı "Kitap..Oyun..Öneri.." Farklı kitap tanıtımları ve oyun önerileri yer alıyor..

Her ay bu dergi bana ulaştığı için çok mutluyum. Şu ana kadar biz etkinliklerin ve oyunların sadece oğluma uygun olan kısımlarını yaptık. Henüz hazır olmadığı oyunları saklıyorum. Posterler oldukça hoşuna gidiyor hayvan posterlerini odasına yapıştırıyoruz. Duvarında, kendi boy hizasında gerçek bir penguen resmi görmek onu gerçekten mutlu ediyor.
Artık evimize her ay en az bir tane farklı görsellere sahip bir kitap girmiş oluyor. Amacım da zaten buydu. Mesela öyle çok kuş çeşidi fotoğraflarını inceledi ki,fazla detayı önemli değil ama güvercin,karga ayrımını yapması bile beni sevindiriyor. Onunla sürekli benzer kelimelerle iletişim kurmak yerine dergiyi incelerken farklı kelimeleri telaffuz etmek çok hoşuma gidiyor. Mesela derginin bir sayısından öğrenmiştik, artık helikopterlerimize 'heliport' yapıyoruz... :)
Ağustos sayısının konusu deniz, kumsaldı...Mesela dün oğluma ben denizlerdeki yumuşakçalardan bahsettim:) O gayet normal bir şekilde fotoğraflara bakarken ben hayretler içinde inceliyordum...Kabuklu deniz canlılarına bakamadım bile:) Derginin yanında hazırlanmak üzere verilmiş bir güneş siperliği vardı, üzerindeki resimlerden dolayı biz onu denizlerin kralı tacı yaptık...Bizim kral kafasına yamuk yumuk taktığı tacıyla dakikalarca eğlendi...
Önceki sayılardan aklımda kalanlardan 'pazara gidelim' vardı mesela sebze,meyveleri oradan öğrendi..
Kaya kartalından bahsettim...Çöl tilkisinin ne olduğunu birlikte öğrendik mesela...
'haydi dans edelim' sayısına bayılmıştık...Halk dansları kostüm kartları vardı birlikte birleştirdik...Farklı müzik türlerini açıp dinledik...Dans küpleri verilmişti dergiyle birlikte..Küpleri atıp üst yüzeye denk gelen hareketleri yaparak dans ettik...
Daha bir sürü şey...
Kesinlikle tavsiyemdir bu dergiyi edinin...
Umarım biz de Bilim Çocuk,Bilim Teknik aboneliklerine doğru sağlıkla yol alırız...

Sevgiyle...