bebeğim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebeğim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ağustos 2017

MERAKLI MİNİK DERGİSİ

Oğlum şu an iki yaşında ve biz neredeyse ilk birkaç aydan sonra kitapları ona yakın tutmaya çalıştık. O da algılamaya başladıktan sonra sürekli meraklı gözlerle sayfaları incelemeye çalıştı. Daha sonra minik parmaklar girdi devreye...sayfa çevirmeye bayıldı...Oturup kendi kendine bile vakit geçirebiliyordu kitaplarla...Eminim kitaplardaki her ayrıntıyı bizden iyi biliyordu...
Sonraları seçmeye başladı...belli ki bazı kitaplar daha fazla ilgisini çekiyordu...Ve biz mümkün olduğunca farklı kitaplarla tanışsın istiyorduk. Farklı resimlere baksın, farklı hikayeler dinlesin, resimlere bakarak biz ona farklı hikayeler uyduralım:) Kitapları alırken üzerinde yazan yaş aralığını pek önemsemedik açıkçası..bizim tercihimiz bu yönde oldu. belki de oğlumuzun yönlendirmesiyle bu duruma takılmadık. Çünkü üzerinde 0-1 yaş aralığı olan dokun-hisset kitabına ancak bir yaşından sonra dokunmak istedi. Hal böyle olunca biz de yazılana göre değil oğlumuza göre seçim yaptık.
Kitapçıda kitap arayışında olduğumuz bir gün gözüm dergi standına takıldı. Rengarenk çocuk dergileri.. Birkaç tanesine göz ucuyla baktıktan sonra incelemek bile istemedim...Çocukların bütün dünyasını çepeçevre sarması için abartılmış çizgi film kahramanları ve dergileri...
O sırada Meraklı Minik Dergisini fark ettim kısa bir süre inceledikten sonra alıp çıktım... Oğlum bir buçuk yaşındaydı ve dergi üç yaş üzeri içindi:) Olsundu :)
Eve gelip ayrıntılı inceledim ve fazlaca beğendim..Tam benim istediğimdi...Her ay belli bir konu...O konuyla ilgili açıklamalar...Güzel çizimler...gerçekçi resimler... konuyla ilgili hazırlanmış oyunlar...Dergiye ek olarak verilen eşleme kartları...posterler...vs.
İnternette de araştırdım ve abone olabileceğimi öğrendim...
Yıllık 60 TL gibi makul bir fiyata abone oldum.
Daha bir yılımız dolmadı...Bu zamana kadar gönderimle ilgili hiçbir sorun da yaşamadım. Hala her ayın başında, özellikle ben, konu ne olacak, neler yapacağız diye merakla bekliyorum.

Gelelim dergimize...

*Dergi TÜBİTAK yayınlarına ait...
*Sayfa sayısı 33
*Ağustos 2017, derginin 128. sayısı
*Satış fiyatı 4 TL
*Her ay dergiyle birlikte belirlenen konuya ilişkin eşleme kartları, renkli çıkartmalar, yine konuyla ilgili hazırlanmış bir oyun ve posterler veriliyor.
*Sayfa düzeni ve ele alınan konunun dergi içindeki sayfalara dağılımı bence çok başarılı. Konuya başlangıç yapılan ufak bir yazıdan sonra ilerleyen sayfalarda ayrıntılar yer alıyor. Aralara serpiştirilmiş bilmece, bulmaca tarzı oyunlar eğlenceli hale getiriyor.
* "Çok merak ediyorum" kısmında bir önceki ayda belirledikleri konuya istinaden soru gönderen çocukların soruları cevaplanıyor.
* "Haydi mutfağa" kısmında yine belirlenmiş konuyla ilgili çocukların sevebileceği tatta ve görsellikte yetişkinlerle birlikte yapılabilecek bir tarif yer alıyor.
* "Küçük eller işbaşında" kısmında çocukların kendi tasarladıkları ve hazırladıkları projeyle birlikte fotoğrafları bulunuyor.
* Derginin son kısmı "Kitap..Oyun..Öneri.." Farklı kitap tanıtımları ve oyun önerileri yer alıyor..

Her ay bu dergi bana ulaştığı için çok mutluyum. Şu ana kadar biz etkinliklerin ve oyunların sadece oğluma uygun olan kısımlarını yaptık. Henüz hazır olmadığı oyunları saklıyorum. Posterler oldukça hoşuna gidiyor hayvan posterlerini odasına yapıştırıyoruz. Duvarında, kendi boy hizasında gerçek bir penguen resmi görmek onu gerçekten mutlu ediyor.
Artık evimize her ay en az bir tane farklı görsellere sahip bir kitap girmiş oluyor. Amacım da zaten buydu. Mesela öyle çok kuş çeşidi fotoğraflarını inceledi ki,fazla detayı önemli değil ama güvercin,karga ayrımını yapması bile beni sevindiriyor. Onunla sürekli benzer kelimelerle iletişim kurmak yerine dergiyi incelerken farklı kelimeleri telaffuz etmek çok hoşuma gidiyor. Mesela derginin bir sayısından öğrenmiştik, artık helikopterlerimize 'heliport' yapıyoruz... :)
Ağustos sayısının konusu deniz, kumsaldı...Mesela dün oğluma ben denizlerdeki yumuşakçalardan bahsettim:) O gayet normal bir şekilde fotoğraflara bakarken ben hayretler içinde inceliyordum...Kabuklu deniz canlılarına bakamadım bile:) Derginin yanında hazırlanmak üzere verilmiş bir güneş siperliği vardı, üzerindeki resimlerden dolayı biz onu denizlerin kralı tacı yaptık...Bizim kral kafasına yamuk yumuk taktığı tacıyla dakikalarca eğlendi...
Önceki sayılardan aklımda kalanlardan 'pazara gidelim' vardı mesela sebze,meyveleri oradan öğrendi..
Kaya kartalından bahsettim...Çöl tilkisinin ne olduğunu birlikte öğrendik mesela...
'haydi dans edelim' sayısına bayılmıştık...Halk dansları kostüm kartları vardı birlikte birleştirdik...Farklı müzik türlerini açıp dinledik...Dans küpleri verilmişti dergiyle birlikte..Küpleri atıp üst yüzeye denk gelen hareketleri yaparak dans ettik...
Daha bir sürü şey...
Kesinlikle tavsiyemdir bu dergiyi edinin...
Umarım biz de Bilim Çocuk,Bilim Teknik aboneliklerine doğru sağlıkla yol alırız...

Sevgiyle...





15 Nisan 2016

BEYNİMDEKİ DÜĞÜM-SÜNNET-

Ana düşünce var. Yardımcı düşünceler yok.sadece esas konu neyse o dolanıp duruyor. O düğüm çözülmüyor,analiz edilemiyor,ayrıştırılamıyor,parçalara ayırıp kolaylaştırılamıyor.
Ve şu sıralar dolanıp duran yeni düğümüm oğlumun sünneti. Nasıl bir gaza gelip de bebekken sünnet ettireceğim dedim bilmiyorum. Çabuk iyileşir,hiç hatırlamaz,sorunsuz atlatır diye tavsiye edenlerin etkisi elbette ki çok büyük...
Sadece kelimenin kendisi var beynimde...Ne olur, nasıl olur,nerede olur,ne yapmalıyım oturup düşüneyim diyorum YOK! Yine sadece kelime...
Aslında bebeğimin cinsiyetini öğrendiğimiz gün başladı bu düşünceler...O zaman ne kadar 'cesur ve kararlı' bir anne adayıysam artık "ayy doğar doğmaz sünneti de olsun" demiştim. Lakin zaman gelince "yok ya hem doğum hem sünnet zor olur, bir iki ay sonra yaptırırız" dedim. Ve o bir iki ay da geçti, bu arada ben, o zamana kadar yapılan aşılarında yanında bile duramadım..."kıyamam daha çok minik ağlamayı bile beceremiyor"dedim...Sonra "aaa kış vakti sünnet mi olur? ya bir de hasta olursa" dedim..."tam hareketlenmeye başladı-olmaz-"dedim..."diş çıkarcak gibi bir de onun acısı olmasın" dedim..."yüz üstü dönmeye başladı artık sabit tutamayız canı yanar" dedim..."galiba emekleyecek gelişimini yavaşlatır mıyız acaba?" dedim..."aslında erkek olarak en büyük maceralarından biri olacak acaba aklı erince mi yaptırsak?" dedim...En sonunda gayet -cool- bir edayla "niye onun adına karar veriyoruz ki? bedenine saygı duymamız lazım,bence sünnet olup olmayacağına kendisi karar versin" dedim...Eşim de gayet -cool olmayan- bir edayla "hooooopp" dedi, "Nisan ayında sünnet olacak"...SUSTUM.
Annelik sızlanmalarında zirveye ulaştıktan sonra yere çakılmıştım,artık kaçış yoktu...Sonuçta bu karar ikimizindi ve bebeğimiz için en iyisini istiyorduk. Erken sünnetteki en büyük amacımız o travmayı yaşamamasını istemekti...Korkmasın, hafızasında derin izler bırakmasın, yıllarca o kocaman amcaların gözlerini aça aça iki parmaklarını makas yapıp 'kırt kırt' gidecek mi ufaklık? sözlerine maruz kalmasın, sünnetle ilgili korkutucu hikayeleri dinlemesin istiyorduk...
Lakin nisan geldi çattı, Poyraz yedinci ayını bitirdi :) Biz hastane doktor arayışlarına başladık...Bir kaç yerle görüştükten sonra kararımızı verip sünnet gününü belirledik...
Günümüz belirlendikten sonra uykular haram... oğlumun yüzüne bakınca sanki bile isteye onun canını acıtacakmışız, haberi olmadan sinsice planlar yapıyormuşuz gibi bir suçluluk hissi... İşte bir değişik düşünceler, garip duygular toplanıp beynimde düğüm oldular. Sünnet hakkında bilgi edinmeye, yapılacakları belirlemeye, neler düşüneceğimi belirlemeye çalışıyorum. Bazen her şey yerli yerinde oluyor sonra puff...hepsini unutmuşum... bir panik hali, kalbimde kanat çırpan kuş, fonda sadece kelime-sünnet- İnşallah sakinlik gelip beni bulur...Sonuçta büyüklerimizin söylediğine göre bu da bir mürüvvetmiş...Ne mutlu evladımın mürüvvetini görüyormuşum :)
Bu arada 'ne var bu kadar abartacak?' diyerek moral verme ve karşısındakinin hislerini hafife alma çizgisini fark edemeyenler  -çok tatlısınız- 
Sünnet hakkında bilgi almak istiyoruz dediğimizde ...şu kadara yapıyoruz diyen özel hastane ve bizden nerdeyse araba parası talep eden özel hastane -çok tatlısınız-
'ooo demek artık erkek olacak' diyenler -çok tatlısınız-
'sen doğum için ameliyata girerken ben anne değil miydim?diye güç veren annem kalbindeki yangını en derinde hissettim sen de -çok tatlısın-
'hiçbir şey olmaz benim aslan oğluma, yanında ben de gireceğim ' diyen ve 'sen kan bile aldıramıyorsun' dediğimde 'benim sorunum kendi damarlarımla' diye cevap veren canım kocacım sen de -çok tatlısın-
Yıllarca 'ayy bir sünnet için bu kadar tantana yapılır mı?' diyen,sünnete karar verildiğinde 'annemleri falan çağıralım ya olur mu öyle bir başımıza' diyen, sonuçta hatıra olacak süssüz olmaz diyerek çocuğun odasını panayır yerine çeviren; olmazsa sünnet sonrası topluca aile yemeğine çıkarız'la başlayıp zaten iyileştikten sonra evde mevlit okuturum'a; arayıp soranlara 'hıhı sünnet düğününü büyüyünce düşünüyoruz' diyerek konuyu şölene vardıran ve bütün bunların havasına bürünüp 'düğünde kesin şööyle uçuş uçuş beyaz bir elbise giyerim,sünnet çocuğunun annesiyim sonuçta' hayallerine kapılan; eleştirdiği birçok şeyi yapmaya hazır ve nazır bulunan; esas konudan uzaklaşmaya çalışan KENDİM canım kendim sen de -çok tatlısın-
İçimi döküp kısmen rahatlamış oldum...tamamen rahatlama sünneti sağ salim atlattığımız zaman olacak inşallah...
O zaman ne zaman mı.....19 Nisan 2016 saat :15.00 
Dualarınıza talibiz...
Tabi buraya kadar okumuş olan ve bu konuda deneyim sahibi olmuş olan annelerin bakım, dikkat edilecek hususlar hakkında tavsiyelerine, moral, motivasyon cümlelerine de talibiz....

teşekkürler...

9 Şubat 2016

TAM DA BUGÜN...

Geçen sene bugünü defterime not düşmüşüm. Canım oğlumu (ki daha erkek olduğunu bilmiyoruz) görmek için kontrole gitmişiz. Ne güzel ne önemli ne heyecanlı bir günmüş. Tam sekiz haftalık olmuş. Bizim için tehlikeli bir hafta. Kalp atışını alabilecek miyiz acaba? Allahımm nasıl da atlattık o günleri heyecandan ölmeden. Nasıl durduk,nasıl oturduk kim bilir doktor için sıra beklerken. Aksi gibi o gün Yiğit Hoca da yokmuş en heyecanlı haftada...Hem kritik dönem hem Yiğit Hocamı göremicem. Nasıl olumsuz düşünmüştüm, kesin kalp atışı yok diyecekler...başka bir doktor bakacağı için şansımız kaçacak...Ama çok şükür ki benim endişelerim boşa çıkmış. Gitmişiz,kalp atışlarını duyup gelmişiz:) tabii mutluluktan uçmalar, bir bayram havası...tamam artık bu haftayı da atlattık ya sorunsuz risk azalıyor zaten...(her hafta için kurduğumuz cümleler) ordaymış, kalbi atıyomuş...duymak istediklerimiz zaten bunlar...

Canım bebeğim heyecanını hala en derinde hissediyorum...
Biz seni ay ay değil;hafta hafta hatta gün gün takip ettik...
Senin kalbin atsın diye, heyecandan kendi kalbimizi durdurma aşamasına geldik...

2015//9 Şubatmış 8 haftalıkmış...
Bugün yine aynı...
2016//9 Şubat 
Evimizde kokun var...
5 ay 10 günlük oldun...
Kalbinin sesini hala dinliyorum...
ahhh kalbini dinlerken nefesin,kokun,hareketlerin...hepsiyle gerçeksin!
İyi ki o kadar çok istemişiz seni...
Geçen sene günleri sayarken ve takip ederken bu sene tarih geçişlerine yetişemiyoruz nerdeyse.
zaman,saat ??? bilmem?? Poyrazın uyku öncesi,sonrası;yemek öncesi,sonrası;oyuna üç kala;banyoyu beş geçe...
Kucağımızdasın...varsın...sarabiliyoruz...bir senede neler oldu böyle??geçen sene bugün boyutun bile belli değildi nerdeyse!!

Geçen sene boyutu bile belli olmayan mercimek tanesiyken bugün 5 ay 10 günlük Poyraz ne yapar??? 
Sırt üstü yatmayı çok sever...uykusuzluğa dayanamaz...bazen kendi başını kendi sallayıp ninnisini mırıldanabilir...uykusu gelince boş boş bakar,gözlerini ovar,göz çevresi kızarır ve mızmızlanır...uzun süren uyku saatleri kısalmıştır...uyku arasında ses çıkarıp birimiz yanına gidince susar...yanında birilerinin olmasını sever...hala olduğu yerde dönmeyi,yuvarlanmayı bilmez...dönmesi için geriye konulan oyuncakları hiç umursamaz...biraz gamsızdır...işine gelmeyen umruna da gelmez:) yüz üstü yatmaktan çok hoşlanmaz,ilk dakikalar mutlu görünse de kısa süre sonra zorlandığını belli eden sesler çıkarıp,numaradan ağlamalar öksürmeler yapar...bulduğu her şeyi ağzına sokar...yanında yakınında ne varsa affetmez...hiçbir şey yoksa kendi elleri en tatlıdır... bol bol salyaları akar,salyalarını sildirmekten de hoşlanmaz...alt dudağını ısırmaya da bayılır...en sevdiği oyuncakları Tonti,Yusuf Yusuf (yusufçuk mu kelebek mi bilemedik) ,Minik Aslan,İbiş ve sert plastikten çıngıraklı bir top...oyuncakları sevme şekli ağzına almak...mutlu olmaktan çok sinir olur...çünkü hepsini ağzına alamadığı için hırslanır...İbişi konuşturmamıza bayılır,zaten ilk sesli gülmesini de o zaman duymuştuk...odasında durmak çok hoşuna gider...mutfakta vakit geçirmek de sıkıcı gelmez...çoook meraklı...her yeri incelemeye çalışır... kitaplar da oldukça ilgisini çeker...ek gıda zamanının geldiğini belli eden işaretler verir...yemeklerimize iştahla bakar...banyo yapmaya da bayılır...

Daha geçen sene varlığından bile endişelenilen Poyraz 5 ay 10 günlük olmuştur.Ve geçen her saat annesinin en büyük şükür sebebidir.Her haline hayran kaldığı mucizesidir. İçten edilen duanın dünyaya gelmiş halidir.

5 ay 10 günlük Poyraz artık yaşamın kendisidir.Baktıkça doyulmayan,bakmalara kıyılmayandır...

7 Şubat 2016

Başlarım Şimdi Anneliğe




İnstagramda takip ettiğim; yazılarını ve paylaşımlarını güzel,samimi,doğal bulduğum Şermin Çarkacı'nın yeni annelere yardımcı olmak,fikir vermek ve bir nevi yeni anneleri rahatlatmak için kaleme aldığı bir kitap. Malum ben de yeni anne olduğum için ilgimi çekti hemen kitabı edinip bir çırpıda bitiriverdim:))
 Okurken birçok konuda "ben gibi...ben de böyle düşünmüştüm..."diyecek kadar yaşanmış,yaşanacak,yaşanması mümkün konuları ele almış. Anneliğin ilk zamanlarındaki duyguları, endişeleri,kararsızlıkları,arayışları kendi yaşamından da kesitler vererek anlatmış. Evet tam bir anneliğe adım kılavuzu değil. Zaten amacı da bu değil anladığım kadarıyla.Net, bilimsel bilgiler vererek emir cümleleriyle yol gösterme durumu yok. Kendi karşılaştığı durumlardan yola çıkarak deneyimlediği konularla ilgili başlıklara yer vermiş. Konuları kendi karşılaştığı durum, uzman görüşleri, geleneksel bakış ve kendi uyguladığı yöntemler,püf noktaları gibi alt başlıklara ayırmış.
Emzirme, aşılar, hastalıklar,ek gıda, kreş sorunu... değindiği konulardan bazıları.
Kitap oldukça akıcı ilerliyor. Bebek izin verdiği sürede birkaç saatte okunabilir. Doğal ,samimi , genel olarak espirili bir dil kullanmış. Anneliğin o en güzel ama en zor en karmaşık ilk günlerinde bütün bunlarla nasıl başa çıkacağım diye düşünürken senin yaşadıklarını yaşamış ve bunların güzel taraflarını sana göstermeye çalışan birisinin olması insana oldukça iyi geliyor. Neticede emeği için teşekkürler oyuncu anneye...(Şermin Çarkacı'ya)



Benim için:net,bilimsel uzman görüşlerinin yanı sıra deneyimler daha fazla ilgimi çektiği ve deneyimleri daha gerçekçi bulduğum için bebeklerle ilgili de bu tarz yaşanmış,denenmiş şeyleri okumayı daha çok tercih ediyorum.