Cemal Süreya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cemal Süreya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2017

ÇOCUK EDEBİYATI ve CEMAL SÜREYA

Cemal Süreya'nın Günler adlı yapıtından alınmıştır:

" Ayrı bir çocuk edebiyatı olmaması kanısındayım. Biri diyecek ki, 'Ama var öyle bir edebiyat!' Var, var olmasına; ne ki, olması gerektiği için değil, kendisi var olmak istediği için. Geçende bir arkadaş Saçak'taki bir soruşturmaya verdiği karşılıkta ne güzel soruyordu:'Çocuk yazar var mı?' diye.
Çocuklar için edebiyat... O zaman 'ilkokul çıkışlı altmışlıklar' edebiyatından niçin söz edilmesin? Bir 'dalgıçlar edebiyatı'ndan? Gerçekte bunlara da varım. Ama bir 'çocuk edebiyatı'na, yoo!
Edebiyat vardır. Çocuklar da ondan kendilerine göre koparabildiklerini alırlar. Çocuğu küçümseme yatıyor 'çocuk edebiyatı' sözünde. Bırakalım, çocuk da yüzmeyi (okuma yazma) öğrendikten sonra bizim girdiğimiz denize girsin.
Bilginin çocuklara ayrı bir aktarılış biçimi olabilir.Olmalıdır. Ama 'çocuk Süleymaniyesi'ni kabul edemem. Kahramanı çocuklar olan romanlar vardır. Ama niçin çocuk romanı olsun? Çocuk politikası var mı? Çocuk belediyesi?
İnsanlık tarihinde çocukluğun tarihi de yeni sayılır. Yeni hayat serüveni içinde, çocuklara gerekmeyen yerlerde de, ayrı işlemler uygulama. Wilhelm Reich çocukları nasıl sömürdüğümüzü, onlara her yönden nasıl bir zindan ve kölelik hayatı yaşattığımızı uzun uzun anlatır yapıtlarında. Erkekler, kadın kölelerine, onların da köleleri olduğunu anlatmak için çocukluğu kurdular.
S. Firestone, Ortaçağ'da çocukluk diye bir kavramın geçerli olmadığını söyler. Ne çocuk giysileri vardır o çağda, ne oyuncaklar, ne de çocuk konuşması. Bütün bunları büyük bir sapkınlık olarak niteler ve daha çok Rönesans'tan sonra ortaya çıktığını ekler, önceleri çocuklar 'küçük boy'insanlardı; çıraklar da onlardı, hizmetkarlar da...
Çocuk henüz 'ekmek' diyemiyor da 'epe' diyorsa, ona kalkıp 'epe' diye söz etmeyelim ekmekten. O zaman 'epe'den ekmeğe geçim süreci uzar, ya da hiç değilse, biz uzamasını istiyoruz demektir. Çocuk edebiyatı budur.
Hele günümüzdeki gibi adamakıllı özelleştirilmiş; karışık biçimleri, tecimsel kuralları bulunmak istenmiş bir çocuk edebiyatı. İnsanın daha başlangıçta aşağılanması...
Günümüzde ilkokulu yeni bitirmiş 11 yaşında bir çocuğa özel liselerin, Anadolu liselerinin sınavları için yükletilen kökenli, karmaşık bilgileri düşünüyorum. Bir yerde bilgi olmaktan çıkmışsa da, çocuk bilgileri mi bunlar? Bunları öğreneceğine güvenilen kişi niçin Çehov'u, Sait Faik'i anlayamasın."

Cemal Süreya'nın Çocuk edebiyatıyla ilgili düşünceleri böyle. Yoruma fazlaca açık...
Tanzimat'tan günümüze çocuk edebiyatının, edebiyatımızda yeri var. Kabul edip bu alanda eserler kaleme alan yazarlarımız olduğu gibi Cemal Süreya'nın savunduğu gibi düşünerek bu alana kabul etmeyen yazarlarımız da var. Böyle bir alanın çocukları küçümsemek olduğunu savunuyorlar. Çocukların idrak potansiyelinin hafife alındığını düşünüyorlar.

Günümüzde Çocuk edebiyatı ürünleri ve yazarları kabul edilmiş durumda. Anlatımı çocuklaştırmadan dünyaya çocukların gözüyle bakan ve onlara farklı pencereler açan bütün eserler ve yazarlar başımıza taç olsun. Toplumun ancak bireyle düzelebileceğine ve bireyin gelişmesinde de çocukluk kazanımlarının etkili olacağına inanan ve güvenenlerin de sayıları çoğalsın.

Sevgiyle...


26 Eylül 2017

Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi

"- Çocuklar için yazmak. Yazarsın.
Yalnız şunu unutma:
Çocuklar her şeyi anlar.
Her şeyden söz edebilirsin onlara.
Enflasyondan bile.
- Bilgiçlik taslayan şeyler yazma.
Daha içten ol. Serüvenlerden düşlerden söz et.
Söz gelimi, lacivert ipek helikopterler uçsun yazılarında.
Bilgi de ver.
- Senin işin onlarda okuma tadı yaratmaya çalışmak. "

Arka kapak yazısından...

Geçtiğimiz günlerde kitapçıda bir ayıbımla karşılaştım. Çocuk kitapları bölümünde, kitapları incelerken elime aldığım kitapta Cemal Süreya adını gördüm. Gözlerim açıldı,yüzüm kızardı. Cemal Süreya'nın çocuklar üzerine yazılar yazdığını hiç duymamıştım, bilmiyordum...
Kitabı aldığımdaysa haklı olduğumu düşündüm. Çünkü Cemal Süreya için çocuk yazıları yazmak kısa bir serüven olarak kalmış. Kendi ifadesiyle Orhan Alkaya'nın isteği üzerine Çocukça dergisinde çocuklar için yazmaya başlamış. Ancak sadece 12 yazı yazabilmiş. Günler adlı yapıtında; işe ilk başladığı günlerde çok zorlandığını sonra ise büyük zevk aldığını ancak bu işten kovulduğunu ifade ediyor.
Dergide ona verilen sütunun adı "Aritmetik İyi, Kuşlar Pekiyi"
Elimdeki kitap da bu başlıkla derlenmiş ve yayınlanmış. 
Kitapta Çocukça dergisinde yazdığı 12 yazı bulunuyor.
Hepsi de çok eğlenceli...
Yazılardan Cemal Süreya'nın aslında bu işi ne kadar ciddiye aldığı anlaşılıyor. Her yazısında sıkıştırılmış, aralara serpiştirilmiş bilgiler bulunuyor. "Çocuklar her şeyi anlar" düşüncesini kendisine düstur edinmiş belli ki... Küçük Prens'ten Robinson'a; ismin hallerinden ülkemizdeki illere; Napolyon'dan taş kömürüne; Ahmet Haşim'den Behçet Necatigil'e, Oktay Rıfat'a... birçok göndermeler yapmış yazılarında.
Dergiden neden kovulmuş bilmiyorum ama devam etse çok daha güzel şeyler olabilirmiş. Bazı yazılarda bu tarzın acemiliğini yaşadığını ve zorlayarak ortaya bir şeyler çıkarmaya çalıştığını anlayabiliyoruz. Yine de çok keyifli, farklı bir tarz...

Renkler Ölmüyordu başlıklı yazısından bir kesit:
"Bir şey artık ağır gelmiyorsa ya da daha az ağır geliyorsa, o nedir bilir misiniz? Yaşama sevincidir.
Çocuk adımlarını sıklaştırdı.
Bir köpek kuyruğunu sallıyordu. Bir pencerede yan yana çiçek saksıları vardı.
Bir adam, çocuk arabasından bozularak yapılmış yürür tezgahında ev gereçleri satıyordu:'ne alırsan 100 liraya...'
Düşündü çocuk :'Ne kadar sevgin varsa, o kadar iyi yaşarsın' gibi bir cümle geldi aklına. Bir yerde mi okumuştu. Hay Allah nerde okumuştu bu cümleyi?
Hava soğuktu. Ama renkler kolay kolay ölmüyordu.
Solan çiçeklere ne diyelim? "


Altı çizili olan kısımlarda ne kadar da şair öyle değil mi???

Böylesine güzel kalemler iyi ki bu dünyadan geçtiler...

Sevgiyle...